Yolsuzdan Yol Sorulur mu?

 

Alevi İslam Din Hizmetleri Başkanlığı’dan Yol TV’ye tepki.


CEM Vakfı Alevi İslam Din Hizmetleri Başkanlığı
Pazar akşamı YOL TV de Hasan Kılavuz ve Erdoğan Aslan  tarafından sunulan Gönül Yolu programına yazılı bir açıklamayla tepki gösterdi. İşte Açıklamanın tam metni.

 

YOLSUZDAN YOL SORULUR MU?

20 Nisan 2008 Pazar akşamı YOL TV de Hasan Kılavuz ve Erdoğan Aslan tarafından sunulan Gönül Yolu programı bir skandal idi. Programa biri Şafii mezhebinden, diğeri de Caferi mezhebinden iki din adamı davet edilmişti. Hasan Kılavuz, Şafii Hoca’ya Aleviliği nasıl gördüğünü İslam içinde mi dışında mı gördüğünü soruyor; Hoca da Aleviler bana göre Müslüman değil diyor. Ama belki on kez dönüp dolaşıp “Aleviler kendilerini tarif etmelidirler” diyor. Ne tarifi? Allah aşkına ne tariften bahsediyor bu. Alevilik en az Şafiilik kadar köklü ve eski bir tarihe sahip. Sanki yeni doğmuş bir inanç ta bir tarif problemi yaşanıyor? Bin yıldır bu inanç sahipleri kendilerini tarif etmemişler de şimdi mi edecekler? Döne döne ben Alevileri Müslüman olarak görmüyorum ve arkasından Aleviler kendilerini tarif etmelidirler diyor. Ve acı olan orada oturan Alevi inancını temsil eden kişilerden çıt çıkmıyor. Ne tasdik ediyorlar ne karşı çıkıyorlar. Caferi inancını temsil eden Burhanettin Dağ “Ben Alevileri Müslüman olarak görüyorum” dediğinde ise konuşturtmadılar ve programı kapattılar. Hocaya Alevilerin neden Müslüman olmadıklarını on kez anlattırdıkları halde Burhanettin Dağ’ı susturdular.

 

Hâlbuki Hasan Kılavuz’un geçmiş söylemlerine baktığımızda kendisinin de “Aleviliğin İslam Dışı” olduğuna dair açıklamaları göze çarpmaktadır. Şafii Hocanın, kendisinin sorduğu soruya vereceği cevabı kelimesi kelimesine biliyordu. O zatı da bu nedenle programa davet etti ve yine o soruyu ona bu nedenle yöneltti.

 

Alevilikle alakalı sorular ancak Aleviliğin özünü bilen, daha da ötesi Aleviliği her açıdan yaşayan, özü ile sözü ile Alevi olan birine sorulduğunda bir önem taşır. Hasan Kılavuz ya da Erdoğan Aslan gibi daha Alevi edebini alamamış, ideolojik fikirleri ile inancı karıştıran kişilerin inançla ilgili açıklamaları havanda su dövmekten başka bir şey değildir. Ömrünce bırakın Aleviliği Cemevinden içeri adım atmammış bir Şafii Hocaya ne hakla ve ne cüretle Aleviliğe bir tanım yapması istenebilir.

Şimdi Alevileri Müslüman görmeyen başka bir sese kulak verelim. Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu. Verdikleri mesaj aynı ama kurumları değişik. Bardakoğlu; “Cemevinin caminin alternatifi gibi sunulması, Aleviliği müstakil bir din haline getireceği ve ekseriyeti camiyi ibadethane olarak kabul eden Alevileri Müslümanlıktan koparacağı için yanlış olduğunu, bu talebin Aleviliğin özüne ve tarihsel tecrübesine aykırı olduğu gibi Müslümanlar arasında tefrikanın körüklenmesine ve meydana getirilen ayrılığın giderek kemikleşmesine de yol açacağını” ileri sürmektedir.

Şimdi her iki açıklamayı masaya yatıralım. Hasan Kılavuz ve Erdoğan Aslan’ın sunduğu programdaki “Aleviler Müslüman değil” çığırtkanlığı ile Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu’nun “Müslüman isen ibadethanen camidir” dayatması ne kadar da birbiriyle örtüşüyor değil mi? Her ikisi de Alevileri Müslümanlık içerisinde görmekten ve tanımlamaktan ne kadar da rahatsızlar.

Düşünmeden edemiyoruz, acaba ortak mı hareket ediyorlar, yoksa bilmeyerek birbirlerinin amaçlarına hizmet mi ediyorlar? Diyanet ve içimizdeki ihanetçiler elele verip Alevileri kendi karanlık kuyularına çekme telaşı içindeler. Ama unuttukları bir şey var; bizler asırlardır inancımızı özümüzü bozmadan yaşadık. Bizi ne Muaviye ne Yezid ne de Yavuz kendine benzete bildi. Zulümlerin, sürgünlerin ve kıyımların çemberinden geçilen yıllarda asimile edilemeyen bir Alevilik, kimse kusura bakmasın ama bir kaç kendini bilmezin lafıyla asla asimile edilemez.

 

İslamiyet içerisindeki yerimiz kimsenin iradesinde değil ve hiç kimse Alevileri tanımlama gibi bir hadsizliğin peşine düşmesin. “Cem evi sadece zenginlimizdir” diyen zihniyetler acaba İlahiyat okullarında dini ahlak ve terbiye yerine dışlama ve kendine benzetmeyi mi okuyup öğreniyorlar? Ya da içimizdeki ihanetçiler; asırlardır bedeller verilerek yaşatılan, Hz. Muhammed ve Hz. Ali’den süzülen İslami değerlerin bütünü olan Aleviliği çıkarları icabı başkalaştırmanın toplumumuza ne kadar büyük darbe olduğunun farkında değiller mi?

Hadi diyelim ki biz Aleviler Müslüman değiliz; o zaman bu tezi ileri sürenlere sormazlar mı “Sen ne kadar Müslümansın? Müslüman kendisi gibi olmayanı küçümser mi? Horlar mı? Dini zorlar mı?” Ya da biz Müslüman değiliz, bizi kandırmasınlar, aldatmasınlar diyenlere sormazlar mı “Sen nesin? Başka bir Din geldi de bizim mi haberimiz yok? Kitabın nedir? Peygamberin kimdir?” Bu soruların altında ezilirsiniz.

 

Gelin de biz Alevilerden o kin ve nefret kokan nefeslerinizi uzaklaştırın.

Son zamanlarda neredeyse her gün Alevileri ve Cem evlerini hedef alan bir haber gündeme düşüyor. Kendini İlahiyatçı Prof. sanan zat konuşmasında; “Cem evinde folklör yapılıyor. Sema yapılıyor. Cem evleri ibadethane değildir” diyor. Devrin kadılarına her geçen zaman bir yenisi ekleniyor. Biz Alevileri tahrik etmenin çabası içerisindeler. Ama ne yaparlarsa yapsınlar asla bu tip basit ayak oyunlarına gelmeyeceğiz. Her şeyden önce Ehli Beyt’ten gelen ahlaki terbiyemiz buna izin vermeyecektir.

 

Tarihi biraz okumasını bilen Aleviliğin İslami değerlerin yaşamasındaki öneminden kuşku duyamaz. Özümüzden kuşku duyanlar ise öz itibariyle özü çürük olanlardır.

İnsanlığın yeniliklere doğru çağ atladığı bir yüzyılda ortaçağ zihniyetini bedenlerinde barındıranları kınıyor, herkesi Alevilere karşı dürüst olmaya, inkârcılıklarını ve art niyetlerini bırakmaya, inançsal değerlere saygılı olmaya davet ediyoruz.

 

Haber: Habercem

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !