Kategorilerim

Ana Sayfa Arsiv Ziyaretçi Defteri

Son Yazılar

WWW.ALEVİİSLAMYOLU.COM SİTESİNDEYİZBu ülkeyi Türkleştiren ve Müslümanlaştıran AlevilerdirAlevilerden Selçuk'a ÖdülVakit Yazarına YanıtAvrupa'daki Aleviler Nereye Gidiyor?

Belgeseller

Türkiye'de Alevilik Aşık Veysel

Bağlantılar

Aleviyolu Alevi Haber Merkezi Alevi Konseyi Alevi İslam Din Hizmetleri Başkanlığı Cem Radyo Cem Tv Cem Vakfı Erenler Forum Habercem Karacaahmet

SEYYİD NESİMİ

SEYYİD NESİMİ (1369 – 1417)



Harf gizemciliğinin kurucusu ve büyük üstat olan Esterebatlı Fazlullah’la tanıştıktan sonra ona duyduğu derin aşk ve muhabbetle kendinden geçmiş, adeta bendine sığmaz bir ırmak gibi taşmıştır. (bende sığar iki cihan, ben bu cihana sığmazam.) Onun bu ruhaniyet’ini şu dizelerinden de anlamak mümkündür: “Derya-yı muhit cuşa geldi, Kevn ile mekan huruşa geldi. Sırr’ı ezel oldu aşikara, arif nice eylesin mudara.” demiştir.

Seyit Nesimi “Ey Nesimi, bu gün Tanrı sırlarını yakından bilen kişi sensin. Sen bu sırrın manasını kudret diliyle söylerken sarhoşsun.” Allah aşkı, tüm varlıkların yaratıcı ile beraber bulundukları ezel meclisinde başlamış, alem içindeki akıbet sırrını kavrayan ermişlerde ilahi aşk şarabıyla kendilerinden geçmişleridir. Nesimi “Alemin yaratılan ve yaratan diye ikiye bölünemeyeceğini Allah’ın varlığı içinde eriyip yok olanlar (Fenafillah) Allah’tan başka bir şey görmez gönlünde şüphesi olmayan kişi bilir ki Allah birdir.varlık ancak birdir. Birlik ve benlik ancak tanrıya yaraşır biz, siz, onlar hepsi bir şeydir.sonsuza değin var olan Allah’tır.bu makamda yol ve yolcu birleşir. Enel Hak (hak bende) sözü bu alemde yalnızca bir sestir” Nesimi: “Daim Enel Hak söylerem Hakk’dan çü Mansur olmuşam / Kimdir beni berdar iden bu şehre meşhur olmuşam.” Dizeleriyle inancını dile getirmiştir.

Kimi bilgeler, Nesim’i ve benzeri Batıni sufilerin içsel cezbe hallerini şu sembolik anlatımla dile getirirler: “ Aşk vadisine giren gönüller, tanrının sırlarını taşıyamaz hale gelince çaresiz kalırlar, inleyip sızlanırlar. O zaman da gizlenen, gün gibi ortaya çıkar.”

Fazlullah’ın kurucusu olduğu hurufiliğe göre, kainatın erişilmez kuvvet ve kudreti olan Allah harflerde ve insanın suretindeki belirgin hatlarda tecelli etmiştir. İnsan yüzünde 1 saç, 2 kaş, 4 kiprik’ten oluşan 7 kıl kümesi vardır. Çocuk anadan bu 7 hat üzeri doğar. İnsan yukardan aşağıya bölünmesini ifade eden hattı üstüva iki yanında kalan hatlar 32 rakamına ulaşır. Bu itibarla insan yüzü Allah’ın cemali’nin aynada görünen aksidir. Bu inançla secde insanadır. İnsan, bundan dolayı sadece kainatın değil aynı zamanda Allah’ın da zuhur ettiği bir aynadır. Fazlullah’ın kur’an’a getirdiği bu yepyeni ve aşkınsal yorum şeriat ulamasının toplum üzerindeki hakimiyetini sarsmış ve Fazlullah’ı bundan dolayı korkunç bir işkenceyle öldürmüşlerdi.

Büyük üstadın bu korkunç akıbetinden sonra onun izinden giden hurufiler, Timur’un baskısından kaçarak Osmanlı topraklarına sığındılar fakat burada da yine şeriat ulemasının verdiği fetvalarla kimileri idam edilirken kimileri de diri diri yakılmak suretiyle katledilmişlerdir.

Fazlullah’ın dışında genç Nesimi’nin etkilendiği ikinci kaynak, kendinden yüzlerce yıl önce yaşamış olan aşk şehidi Hallac’ı Mansur’dur. Gazel türünde yazdığı yüzden fazla deyişinde Hallac’ın ismi ve meşhur sözü olan Enel Hak ben hakk’ın kendisiyim- cümlesi geçer. Mansur Enel hak söyledi, haktır sözü, hak söyledi“ sözleri bütün şiirlerine yayılmıştır.

Hz. Ali ve Hz Muhammed’i bir birinden ayrılmaz bir bütün olarak gören Nesimi, Hz. Ali’ye Kur’an’da geçen tanrısal sıfatları yüklemekte hiçbir sakınca görmediğini görürüz ve Oniki imamlara duyduğu derin ve samimi inancı bütün şiirlerinde göze çarpar. Oruç, namaz, hac gibi şeriat kurallarını gereksiz ve anlamsız görür. Allah’a ulaşmak ve onun ilahi sırlarına ermenin yolunun derin bir aşk ve sevgiyle ulaşabileceği inancı tamdır, o bundan asla şüphe etmez. Bu yolda ilerleyen herkesin aynı menzile erebilme fıtratına sahip olduğunu çekinmeden dile getirir.

Şeriat baskısından bunalan Nesimi, hurufiliği yaymak için üstadı Fazlullah’ın katledilişinden sonra Anadolu’ya gelir ve on yıl kadar bir süre Anadolu’nun çeşitli illerinde dolanır. Kendisinden yarım asır önce yaşamış olan Yunus Emre ve Mevlana’nın şiir ve rubailerini inceler. Alevi-Bektaşi felsefesine yeni boyutlar kazandırır. Ancak Osmanlı topraklarında da etkisi hızla yayıldığı için şeriat mollaları onu rahat bırakmazlar. Özellikle Vahdeti Vücut inancı şeriat mollalarının saltanatını sarsmaya başlar.

Vahdeti Vücud (varlık birliği) inancında kainat, Mutlak Varlık’ın zuhurudur. Bütün alem, Mutlak Varlığın bilgisinde sabit olmuş, bu subut kainatı izhar etmiştir. Göklerin dönüşünden unsurlar meydana gelir; göklerle unsurların birleşmesinden cansızlar,bitkiler ve canlılar zuhur eder canlıların kemali insanda zahir olur. insan en son ve en olgun yaratıktır. Kainatın özüdür. Tanrının tecelli yeridir.

Seyyid Nesimi, Vahdeti Vücud inancını, yani Allah’ın insanda tecelli ettiği fikrini harflerin esrarına dayanarak dile getirmekteydi. O bunun böyle olduğuna öylesine inanmaktaydı ki, hiçbir şey onu bu inancından döndürmeye yetmedi. Sonunda din softaları, onu halk huzurunda derisi yüzülerek öldürülmesi yönünde fetva verdi.

Nesimi’nin yüzülmesine fetva veren müftü, Nesimi yüzülürken sağ elinin şehadet parmağını sallayarak, « bunun diyormuş, kanı da pistir. Bir uzuva damlasa, o uzuvun kesilmesi gerekir”. Ve tam bu sıra Nesimi’nin bir katre kanı müftünün şehadet parmağına sıçramış. Meydanda bulunan hal ehli bir can; müftü efendi fetvanıza göre parmağınızın kesilmesi lazım. Müftü, “nesne gerekmez“ demiş. „Biraz suyla temizlenir » Bunu duyan Nesimi kanlar içinde:

Zahidin bir parmağın kessen döner Hakk’dan kaçar

Gör bu miskin aşıkı ser-pa soyarlar ağlamaz

Nesimi Halep’te katledildiğinde henüz kırk yaşları civarındaydı. Türkçe bir divanının yanısıra farsça ve arapça da şiirler yazmıştır. Gömülü olduğu yerin değil de, yüzülerek katledildiği yerin türbeye dönüştürülmesi oldukça anlamlıdır. Nesimi’nin bu korkunç akıbeti Alevi toplumunda derin bir üzüntü yaratmış ve onu ölümsüzleştirmek için cem ayinlerinin önemli bir öğesi haline getirmişlerdir. Nesimi darı ona duyulan derin saygı ve sevginin bir ifadesi olarak yüzyıllarca Alevi cemlerinde uygulana gelmiştir.



KİME NE

Ben yitirdim ben ararım o yar benim kime ne

Gah giderim öz bakıma gül dererim kime ne



Gah giderim medreseye ders okurum hak için

Gah giderim meyhaneye dem çekerim kime ne



Sofular haram demişler şarabın bir katresine

Ben doldurur ben içerim günah benim kime ne



Ben melamet hırkasını deldim taktım eğnime

Ar-ı namus şişesini taşa çaldım kime ne



Ah Yezid seccadeni al yürü mescit yoluna

Pir eşiği benim kabem kıblegahım kime ne



Kelp rakip böyle diyormuş güzel sevmek pek günah

Ben severim sevdiğimi günah benim kime ne



Nesimi`ye sordular ki yarin ile hoş musun

Hoş olayım olmayayım o yar benim kime ne





ALi EVVEL ALi AHİR

Gözün aç gör ey talip Alidir her kan-ı server

Muhammed aşk ile derya Alidir kıymeti gevher



Muhammed ilme kan oldu oldu Ali nutk-ı beyan oldu

Ana her sır beyan oldu Alidir hace-i kanber



Ali’dir cümlenin canı Muhammed’dir Ali kanı

Hakikattir Ali şanı Alidir yar-ı peygamber



Hezaran türlü cümbüşler Ali emri ile işler

Varır yazlar gelir kışlar Alidir cisme can perver



Ne bilsin cahil ü nadan Muhammed ya Ali kimdir

Muhammed serveri dindir Alidir cümleye rehber



Ali evvel Ali ahir Ali zahir Ali batın

Ali şems-i münneverdir Alidir nur ile enver



Alidir her şey için can Alidir yar ile mihman

Ali rahim Ali rahman Alidir cümleye server



Ali vahid Ali ehad Ali ferd ü Ali samed

Alidir cümleye rahmet Alidir şaf’ i mahşer



Ali sultan Ali süphan Ali cennet Ali Rıdvan

Ali dindir Ali iman Alidir sak-i Kevser



Alidir ol veliyyu’llah Alidir mazhar-ı Allah

Ali nurundan eyva’llah münneverdir yedi kişver



Alidir Haydar-ı Kerrar ol aldı kal’a-i Hayber

Alidir katil-i küffar Alidir miri her leşker



Nesiminin dil ü canı münevverdir Ali nuru

Ali vala Ali a’la Alidir server-i safder



BENDE SIĞAR İKİ CİHAN

Bende sığar iki cihân ben bu cihâna sığmazam

Cevher-i lâmekân benim kevn ü mekâna sığmazam



Kevn ü mekândır âyetim zâta gider bidâyetim

Sen bu nişân ile beni bil ki nişâne sığmazam



Kimse gümân ü zann ile olmadı Hakk ile biliş

Hakkı bilen bilir ki ben zann ü gümâna sığmazam



Sûrete bak vü ma'nîyi sûret içinde tanı kim

Cism ile cân benim velî cism ile câna sığmazam



Hem sadefim hem inciyim haşr ü sırât

Bunca kumâş ü raht ile ben bu dükâna sığmazam



Genc-i nihân benim ben uş ayn-ı ayân benim ben uş

Gevher-i kân benim ben uş bahr ile kâna sığmazam



Arş ile ferş ü kâf ü nûn bende bulundu cümle çün

Kes sözünü uzatma kim şerh u beyâna sığmazam



Gerçi muhît-i a'zâmım adım âdem durur âdemim

Dâr ile kün fekân benim ben mu mekâna sığmazam



Cân ile hem cihân benim dehr ile hem zamân benim

Gör bu latifeyi ki ben dehr ü zamâna sığmazam



Encüm ile felek benim vahy ile melek benim

Çek dilini vü epsem ol ben bu lisâna sığmazam



Zerre benim güneş benim çâr ile penc ü şeş benim

Sûreti gör beyân ile çünkü beyâna sığmazam



Zât ileyim sıfât ile Kadr ileyim Berât ile

Gül-şekerim nebât ile piste-dehâna sığmazam



Şehd ile hem şeker hem şems benim kamer benim

Rûh-ı revân bağışlarım rûh-ı revâna sığmazam



Tîr benim kemân benim pîr benim civân benim

Devlet-i câvidan benim îne vü âna sığmazam



Yer ü gökü düzen benim geri dönüp bozan benim

Cümle yazı yazan benim ben bu dîvâna sığmazam



Nâra yanan şecer benim çarha çıkar hacer benim

Gör bu odun zebânesin ben bu zebâne sığmazam



Gerçi bugün Nesîmîyim Hâşîmîyim Kureyşîyim

Bundan uludur âyetim âyet ü şâna sığmazam



Ali YÜCE

Kaynak: Nesimi Divanı

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

16/3/2008 | Kategori: alevi pirleri | Yorum ( 0 ) Yorum yaz! Kalici Baglanti



<<Önceki Sayfa
|/|Sonraki Sayfa>>

Arkadasina Gonder!

    Alevi Siteleri Listesi  Devrimci Siteler i ziyaret et Görevimiz sizi doğru adrese ulaştırmak.
    ALİMİNYOLU