Türkiye’nin en büyük cemevinin temeli Ankara’da atıldı.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Cem Vakfı tarafından yaptırılan Cemevi’nin temel atma törenine katıldı.
Meclis’te AKP’lilerin saldırısına maruz kalan Tunceli Milletvekili Kamer Genç’e destek veren Baykal, Başbakan Erdoğan’ın açıklamalarını eleştirdi. AKP’nin bir süre önce gündeme getirdiği Alevi açılımını hatırlatan Baykal, söz konusu açılımın, Kamer Genç’e yapılan saldırıyla sonuçlandığını ifade etti. Cem Vakfı Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan, Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu’nu eleştirdi. Diyanet’in Türkiye’de siyaseti belirleyici unsur olduğunu ileri süren Doğan, “Diyanet, kendi varlık sebebi zeminine çekilmeli” dedi.
FOTO GALERİ
Haberin Videosu
Türkiye’nin en büyük Cemevi’nin temeli Ankara’da atıldı. Çankaya Belediyesi ve Cem Vakfı’nın işbirliği ile yapılacak olan Cemevi’nin temel atma töreni kalabalık bir katılımla gerçekleştirildi. Temel atma törenine, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Cem Vakfı Genel Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan, CHP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Özyürek, Ankara Milletvekilleri Yılmaz Ateş, Zekeriya Akıncı, TBMM eski Başkanvekili Uluç Gürkan, Tunceli Milletvekili Kamer Genç, Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Turan Eser, eski Devlet Bakanlarından İmren Aykut, DSP İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız, CHP Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Sevigen, eski Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan, eski Tunceli Milletvekili ve CHP MYK Üyesi Sinan Yerlikaya, Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün ve çok sayıda siyasi katıldı. Temel atma törenine vatandaşlar da yoğun ilgi gösterdi.
KAMER GENÇ’E YOĞUN İLGİ
Önceki gün, Meclis’te bir grup AKP’li milletvekilinin saldırısına maruz kalan Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılandı. Vatandaşların bulunduğu alandan protokol tribününe gelen Genç için vatandaşlar sık sık, “Türkiye seninle gurur duyuyor” sloganı attı. Genç, daha sonra tribünde CHP Lideri Baykal’ın yanına gelerek oturdu. Baykal ve Genç, tören boyunca sürekli sohbet etti.
DOĞAN’DAN DİYANET ELEŞTİRİSİ
Törende bir konuşma yapan Cem Vakfı Genel Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan, Diyanet İşleri Başkanlığını eleştirdi. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Başkent Ankara’da resmi kurumlarla birlikte ilk kez bir Cemevi yapılmasının gecikmiş ancak önemli bir gelişme olduğunu belirten Doğan, “Bardağın dolu tarafından bakmalıyız” dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Alevilerin sorunlarının çözümüne ilişkin milletvekilleri aracılığı ile kendisine bilgi verildiğini ancak Erdoğan’ın, söz konusu çözüm önerilerini dile getirmediğini hatırlattı. Muharrem ayında gerçekleştirilen yemekte, Erdoğan’ın çözüm önerililerini anlatacağını söylediğini ancak Diyanet İşleri Başkanı’nın müdahalesi ile bunun önlendiğini öne sürdü.
Sıkıntının, din konusunda Diyanet İşleri Başkanlığı’nın karar merci olmasında yattığını belirten Doğan, Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu’nun, AKP’nin Alevi açılımı ile ilgili olarak, “Başbakan kendi işine baksın. Din işleri bizden sorulur” şeklinde uyarılarda bulunduğunu hatırlattı.
Türkiye’de siyasetin Diyanet tarafından belirlendiğini ileri süren Doğan, “DİB ile uğraşılması gerekir. DİB, kendi varlık sebebi içine çekilmeli, siyasete müdahalesi önlenmelidir. Eğer çekilmez, Türkiye’de Arap-İslam anlayışı hakim olur. Bu konuda Diyanet talimatları Cidde’den, Riyad’dan alıyor. Bu kurumla hesaplaşılması gerekiyor” diye konuştu.
BAYKAL: “BAŞBAKAN ŞİDDETİ MEŞRULAŞTIRDI”
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da törende bir konuşma yaptı. Konuşmasında, Başbakan Erdoğan’a yüklenen Baykal, Tunceli Milletvekili Kamer Genç’e yönelik saldırıya da sert çıktı.
AKP’nin bir süre önce gündeme getirdiği “Alevi açılımını” hatırlatan Baykal, söz konusu açılımın yansımasının Kamer Genç’e saldırıyla kendisini gösterdiğini söyledi. AKP’nin samimi olmadığını ifade eden Baykal, Genç’e yönelik saldırıyı da “utanç verici” olarak değerlendirdi.
Başbakan Erdoğan’ın, söz konusu olaylarla ilgili olarak yaptığı “Benim vekillerim şiddet uygulamaz, asıl şiddet o zattın kendisidir” açıklamalarına tepki gösteren Baykal, Erdoğan’ın bu söylemiyle şiddeti meşrulaştırdığını kaydetti. Baykal, “Akıl tutulmuştur, vicdan tutulmuştur” diye konuştu. Baykal’ın, Erdoğan’a yönelik eleştirileri sırasında vatandaşlar da “yuh” sesleriyle Başbakan’a tepki gösterdi.
Konuşmaların ardından, Deniz Baykal, İzzettin Doğan, Muzaffer Eryılmaz, Alevi İslam Din Hizmetleri Başkanı Rıza Uğurlu Dede’nin duaları eşliğinde Cemevi’nin temelini attılar.
Çankaya Belediyesi tarafından tahsis edilen 4 bin 300 metrekarelik arsa üzerine yapılacak olan Cemevi’nde, cem salonlarının yanı sıra, çok sayıda konferans merkezi, kurs bölümleri, kapalı otopark ve misafirhaneler olacak. Cemevi inşaatının bir yıl içerisinde tamamlanması hedefleniyor.
KAMERAMANLARLA GÖREVLİLER ARASINDA ARBEDE
Tören bitiminde, Baykal’ın görüntüsünü almak isteyen kameramanlarla bazı görevliler arasında arbede yaşandı. Küfürleşmelere varan olaylar, Çankaya Belediyesi yetkililerin araya girmesiyle büyümeden önlendi.
Haber: www.habercem.com
20/4/2008 | Kategori:
alevi haber
|
Yorum
(yok)
Yorum yaz!
Kalici Baglanti
Alevi açılımına Baykal’dan benzetme

Deniz Baykal: Erdoğan’ın açılımı dönüp dolaşıp Kamer Genç’e toplu saldırı olarak geldi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, TBMM’de Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç’e yönelik olayı eleştirerek, ‘Şiddet uygulayanlar inkar edilmiştir, söz söyleyerek demokratik hakkını kullananlar şiddet kullanma ithamının hedefi yapılmıştır’ dedi.
Cem Vakfı ile Çankaya Belediyesi’nin işbirliğiyle Çankaya’da Cemevi Kültür Merkezi inşaatının temeli törenle atıldı.
Deniz Baykal, ‘birlik, beraberlik ve kardeşlik doğrultusunda çok söylemde bulunulduğunu, ancak uygulama olmadığını’ söyledi.
‘Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da bir süredir aynı doğrultuda söylemde bulunduğunu’ anlatan Baykal, ‘bu açılımın dönüp dolaşıp Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç’e toplu saldırı olarak geldiğini’ ifade etti.
Meclis’te yaşanan gerginliğin ‘küçümsenecek bir olay olmadığını’ ifade eden Baykal, sözlerine şöyle devam etti:
‘İlk kez Meclis’te genel kurul salonunda 40-50 kişilik bir AKP’li kadro, topluca bağımsız bir milletvekilini, kürsüde konuşurken de değil, konuşmasını bitirdikten sonra sırasında otururken saldırıya muhatap yapma ihtiyacını hissetmiştir. Utanç verici bir olaydır. Bir demokraside, demokrasi sözünü ağzından düşürmeyenlerin, fikir ve düşünce özgürlüğünü ağzından düşürmeyenlerin böyle bir toplu eylemin içinde yer almış olması tek kelimeyle utanç vericidir. Kendi başına, demokrasi için, parlamento tarihi için acı bir olaydır.
Herkesin bu olaydan derin bir üzüntü duyması, mahcubiyet ifade etmesi, ilgililerden özür dilemesi, bir daha böyle bir olayın yaşanmaması için tedbir düşünmesi gerekirken, Başbakan çıkıp, bu olaydan daha vahim olarak ‘AKP milletvekillerinin yaptığı şiddet uygulaması yoktur. Şiddet uygulamasını Kamer Genç yapmaktadır’ demiştir. Gerçeklerden kopmuş, doğru söyleme mecburiyetini kendisi için geçerli saymayan bir anlayış, ancak böyle bir değerlendirme yapabilir. Ve ne yazık ki bu yapılmıştır. Saldırı mazur görülmüştür, şiddet meşrulaştırılmıştır. Şiddet uygulayanlar inkar edilmiştir, söz söyleyerek, demokratik hakkını kullananlar şiddet kullanma ithamının hedefi yapılmıştır. Akıl tutulmuştur, mantık tutulmuştur, vicdan tutulmuştur.
Başbakan’ın zihniyetinin, eline fırsat geçtiği zaman kimsenin düşüncesine, özgürlüğüne hak tanıma mecburiyetini yok sayarak; kafasındakini herkese gerekirse şiddetle dayatmayı içine sindirebilecek bir anlayışta olduğunu, bu anlayışın tohumlarının Başbakan’ın o sözlerinin içinde gizli olduğunu üzüntüyle gördüm. Sen demokrasi diyeceksin, demokrasi adına hukuku inkar edeceksin… Demokrasi adına Anayasa’yı ihlal edeceksin, demokrasi adına yargıyı etkisiz kılmaya çalışacaksın; kendi yargını etkisiz kılabilmek için gidip yabancı ülkelerden şefaat isteyeceksin, ondan sonra bütün bunları demokrasi adına yaparken, demokratik hakkını kullanan bir milletvekiline karşı saldırıyı mazur görecek değerlendirmeler yapacaksın.’
Haber: AA /Habercem.com
20/4/2008 | Kategori:
alevi haber
|
Yorum
(yok)
Yorum yaz!
Kalici Baglanti
Erdoğan’a yüklenen Baykal, Tunceli Milletvekili Genç’e yönelik saldırıya da sert çıktı.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Cem Vakfı tarafından yaptırılan Cemevi’nin temel atma törenine katıldı.
Meclis’te AKP’lilerin saldırısına maruz kalan Tunceli Milletvekili Kamer Genç’e destek veren Baykal, Başbakan Erdoğan’ın açıklamalarını eleştirdi. AKP’nin bir süre önce gündeme getirdiği Alevi açılımını hatırlatan Baykal, söz konusu açılımın, Kamer Genç’e yapılan saldırıyla sonuçlandığını ifade etti. Cem Vakfı Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan, Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu’nu eleştirdi. Diyanet’in Türkiye’de siyaseti belirleyici unsur olduğunu ileri süren Doğan, “Diyanet, kendi varlık sebebi zeminine çekilmeli” dedi.

Türkiye’nin en büyük Cemevi’nin temeli Ankara’da atıldı. Çankaya Belediyesi ve Cem Vakfı’nın işbirliği ile yapılacak olan Cemevi’nin temel atma töreni kalabalık bir katılımla gerçekleştirildi.
Temel atma törenine, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Cem Vakfı Genel Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan, CHP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Özyürek, Ankara Milletvekilleri Yılmaz Ateş, Zekeriya Akıncı, TBMM eski Başkanvekili Uluç Gürkan, Tunceli Milletvekili Kamer Genç, Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Turan Eser, eski Devlet Bakanlarından İmren Aykut, DSP İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız, CHP Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Sevigen, eski Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan, eski Tunceli Milletvekili ve CHP MYK Üyesi Sinan Yerlikaya, Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün ve çok sayıda siyasi katıldı. Temel atma törenine vatandaşlar da yoğun ilgi gösterdi.
-KAMER GENÇ’E YOĞUN İLGİ-
Önceki gün, Meclis’te bir grup AKP’li milletvekilinin saldırısına maruz kalan Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılandı.
Vatandaşların bulunduğu alandan protokol tribününe gelen Genç için vatandaşlar sık sık, “Türkiye seninle gurur duyuyor” sloganı attı. Genç, daha sonra tribünde CHP Lideri Baykal’ın yanına gelerek oturdu. Baykal ve Genç, tören boyunca sürekli sohbet etti.
-DOĞAN’DAN DİYANET ELEŞTİRİSİ-
Törende bir konuşma yapan Cem Vakfı Genel Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan, Diyanet İşleri Başkanlığını eleştirdi. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Başkent Ankara’da resmi kurumlarla birlikte ilk kez bir Cemevi yapılmasının gecikmiş ancak önemli bir gelişme olduğunu belirten Doğan, “Bardağın dolu tarafından bakmalıyız” dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Alevilerin sorunlarının çözümüne ilişkin milletvekilleri aracılığı ile kendisine bilgi verildiğini ancak Erdoğan’ın, söz konusu çözüm önerilerini dile getirmediğini hatırlattı.
Muharrem ayında gerçekleştirilen yemekte, Erdoğan’ın çözüm önerililerini anlatacağını söylediğini ancak Diyanet İşleri Başkanı’nın müdahalesi ile bunun önlendiğini öne sürdü.
Sıkıntının, din konusunda Diyanet İşleri Başkanlığı’nın karar merci olmasında yattığını belirten Doğan, Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu’nun, AKP’nin Alevi açılımı ile ilgili olarak, “Başbakan kendi işine baksın. Din işleri bizden sorulur” şeklinde uyarılarda bulunduğunu hatırlattı.
Türkiye’de siyasetin Diyanet tarafından belirlendiğini ileri süren Doğan, “DİB ile uğraşılması gerekir. DİB, kendi varlık sebebi içine çekilmeli, siyasete müdahalesi önlenmelidir. Eğer çekilmez, Türkiye’de Arap-İslam anlayışı hakim olur. Bu konuda Diyanet talimatları Cidde’den, Riyad’dan alıyor. Bu kurumla hesaplaşılması gerekiyor” diye konuştu.
-BAYKAL: “BAŞBAKAN ŞİDDETİ MEŞRULAŞTIRDI”-
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da törende bir konuşma yaptı. Konuşmasında, Başbakan Erdoğan’a yüklenen Baykal, Tunceli Milletvekili Kamer Genç’e yönelik saldırıya da sert çıktı.
AKP’nin bir süre önce gündeme getirdiği “Alevi açılımını” hatırlatan Baykal, söz konusu açılımın yansımasının Kamer Genç’e saldırıyla kendisini gösterdiğini söyledi. AKP’nin samimi olmadığını ifade eden Baykal, Genç’e yönelik saldırıyı da “utanç verici” olarak değerlendirdi.
Baykal, şunları söyledi:
”Birbirimizin önemini kavrayacağız, birbirimizden yararlanacağız. Hiçbirimiz, karşımızdakini kendimize göre tarif etmeyeceğiz. Başkalarının bizi tarif etmesine izin vermeyeceğiz. Herkes kendisini ortaya koyacak ama bir arada olacağız. El ele, kardeşçe olacağız. Bir kısım insanları yok sayarak değil; var olduğunu görerek, haklarını vererek; cemevi istiyorsa ‘Al sana cemevi’ diyerek; kültürlerine saygı göstererek, kucaklaşarak; ezerek ve susturarak değil, yakarak değil, yok sayarak değil, sahip çıkarak bu bütünlüğü ortaya koyacağız.”
Deniz Baykal, cemevi kültür merkezinin temel atma töreninin demokrasi, inanç ve fikir özgürlükleri açısından sevindirici olduğunu söyledi. ”Temel atma töreniyle yeni bir dönemin başlayacağını” anlatan Baykal, ”bunun ayrışma, zıtlaşma dönemi olmadığını” vurguladı. Baykal, ”Kimse bunu zıtlaşma, ayrışma, inkar olarak algılamasın. Birlik, bütünlük, kardeşlik böyle olur” dedi.
-”UTANÇ VERİCİ BİR OLAYDIR”
Deniz Baykal, ”birlik, beraberlik ve kardeşlik doğrultusunda çok söylemde bulunulduğunu, ancak uygulama olmadığını” söyledi.
”Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da bir süredir aynı doğrultuda söylemde bulunduğunu” anlatan Baykal, ”bu açılımın dönüp dolaşıp Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç’e toplu saldırı olarak geldiğini” ifade etti.
Meclis’te yaşanan gerginliğin ”küçümsenecek bir olay olmadığını” ifade eden Baykal, sözlerine şöyle devam etti:
”İlk kez Meclis’te genel kurul salonunda 40-50 kişilik bir AKP’li kadro, topluca bağımsız bir milletvekilini, kürsüde konuşurken de değil, konuşmasını bitirdikten sonra sırasında otururken saldırıya muhatap yapma ihtiyacını hissetmiştir. Utanç verici bir olaydır. Bir demokraside, demokrasi sözünü ağzından düşürmeyenlerin, fikir ve düşünce özgürlüğünü ağzından düşürmeyenlerin böyle bir toplu eylemin içinde yer almış olması tek kelimeyle utanç vericidir. Kendi başına, demokrasi için, parlamento tarihi için acı bir olaydır.
Herkesin bu olaydan derin bir üzüntü duyması, mahcubiyet ifade etmesi, ilgililerden özür dilemesi, bir daha böyle bir olayın yaşanmaması için tedbir düşünmesi gerekirken, Başbakan çıkıp, bu olaydan daha vahim olarak ‘AKP milletvekillerinin yaptığı şiddet uygulaması yoktur. Şiddet uygulamasını Kamer Genç yapmaktadır’ demiştir. Gerçeklerden kopmuş, doğru söyleme mecburiyetini kendisi için geçerli saymayan bir anlayış, ancak böyle bir değerlendirme yapabilir.
Ve ne yazık ki bu yapılmıştır. Saldırı mazur görülmüştür, şiddet meşrulaştırılmıştır. Şiddet uygulayanlar inkar edilmiştir, söz söyleyerek, demokratik hakkını kullananlar şiddet kullanma ithamının hedefi yapılmıştır. Akıl tutulmuştur, mantık tutulmuştur, vicdan tutulmuştur.
Başbakan’ın zihniyetinin, eline fırsat geçtiği zaman kimsenin düşüncesine, özgürlüğüne hak tanıma mecburiyetini yok sayarak; kafasındakini herkese gerekirse şiddetle dayatmayı içine sindirebilecek bir anlayışta olduğunu, bu anlayışın tohumlarının Başbakan’ın o sözlerinin içinde gizli olduğunu üzüntüyle gördüm. Sen demokrasi diyeceksin, demokrasi adına hukuku inkar edeceksin… Demokrasi adına Anayasa’yı ihlal edeceksin, demokrasi adına yargıyı etkisiz kılmaya çalışacaksın; kendi yargını etkisiz kılabilmek için gidip yabancı ülkelerden şefaat isteyeceksin, ondan sonra bütün bunları demokrasi adına yaparken, demokratik hakkını kullanan bir milletvekiline karşı saldırıyı mazur görecek değerlendirmeler yapacaksın.”
Anadolu’da herkesin ayrım olmaksızın bir arada eşit ve hep beraber yaşayacağını belirten Baykal, ”Camisi de olacak cemevi de olacak. İsteyen istediği yerde ibadet edecek. İbadetin yeri, mekanı yok. Herkes her yerde inancının gereğini yapacak. Başka türlüsünü düşünmek mümkün değildir” diye konuştu.
Konuşmaların ardından, Deniz Baykal, İzzettin Doğan, Muzaffer Eryılmaz, Alevi İslam Din Hizmetleri Başkanı Rıza Uğurlu Dede’nin duaları eşliğinde Cemevi’nin temelini attılar.
Çankaya Belediyesi tarafından tahsis edilen 4 bin 300 metrekarelik arsa üzerine yapılacak olan Cemevi’nde, cem salonlarının yanı sıra, çok sayıda konferans merkezi, kurs bölümleri, kapalı otopark ve misafirhaneler olacak. Cemevi inşaatının bir yıl içerisinde tamamlanması hedefleniyor.
-KAMERAMANLARLA GÖREVLİLER ARASINDA ARBEDE-
Tören bitiminde, Baykal’ın görüntüsünü almak isteyen kameramanlarla bazı görevliler arasında arbede yaşandı. Küfürleşmelere varan olaylar, Çankaya Belediyesi yetkililerin araya girmesiyle büyümeden önlendi.
ANKA
Haber:Gerçekgündem
20/4/2008 | Kategori:
alevi haber
|
Yorum
(yok)
Yorum yaz!
Kalici Baglanti
Kur’an ‘da ibadethane olarak secde edilen yer anlamına gelen, “mescit” sözcüğü geçer, cami ve cemevi olarak geçmez. İlk mescid Hz. Peygamber Efendimizin Mekke’den Medine’ye hicretinde kurulmuştur. Medine girişinde konakladığı KUBA köyünde yapılmıştır.

Peygamberimiz Hz. Muhammed Medine’de “tef” çalınarak karşılanır ve devesini serbest bırakılır, deve iki yetim çocuğa ait olan bir yere konaklar. Bu yere ”Peygamber Mescidi” yapılır. Daha önce Peygamberimiz ibadetlerini evinde veya Ashab-ı Kiram’dan olan Erkan Bin Ebu’l Erkan’ın evinde yapardı. (İslam Ansiklopedisi “mescit” bölümüne bak.)
Medine’ye hicretinden hemen sonra ashabıyla birlikte bina ettiği, Peygamber mescidi: -Mescid-i Resul, Mescd-i Şerif, Mescid-i Saadet ve en çok bilinen ismiyle “Mescid-i Nebevi” adlarıyla anılmıştır. Mescid-i Haram ve mescid-i Aksa’dan sonra yeryüzünde ki mescitlerinin en faziletlisidir. Bu mescite bitişik olarak, gündüzleri bir eğitim – öğretim yeri, geceleri ise, evsiz kimseler ve misafirlerin barınması için “Suffa” denilen üzeri kapalı bir bölüm eklenmişti. İşte burada Hz. Muhammed dersler veriyordu. Yeni gelen insanlara okuma yazma bile öğretiliyordu. Buranın ihtiyaçları da sahabelerce karşılanıyordu. (M. Hamidullah, İslam Peygamberi, İstanbul, 1981,11,832) İslam’da ilk üniversite diyebileceğimiz bu okul sayısız alim yetiştirmiştir.
Medine’de inşa edilen bu mescit aynı zamanda, kurulan devlete ait bütün faaliyetlerin yürütüldüğü merkez niteliğinde idi. Hz. Muhammed, ashabıyla sohbet ediyor savaş ve barış kararları orada alınıyordu. Elçileri orada kabul ediyordu. Savaşa çıkacak orduları orada techiz ederek yola çıkarır, topluma ait bütün meseleler orada çözüme kavuşturulurdu. (Nesei, Mesacid, 21)
Medine de bir evi ve ailesi olmayan fakir kimseler de Suffa’da yatıp kalkıyor, ihtiyaçları buradan sağlanıyordu.(İbn Sa’d Tabakatül- Kübra Beyrut,1,239)
İşte ilk mescit ve içinde yapılan görevler.
Buradan yola çıkarak; Kırklar ceminden günümüze kadar Alevilerin ibadet ettiği yere secde edilen yer anlamında “cemevi” denir. Cem evi; Alevi İslam inancının ibadet yeridir. Geçmişte de tekke, zaviye, dergah olarak adlandırılmıştır. Farsça’da, dayanma anlamına gelen tekke (tekye) sözcüğü İslam’da inançsal etkinliklerin yürütüldüğü yapıyı anlatmak için kullanılır. Tekke insanlığın mabedidir, gönül gözünün aydınlandığı, kalp gözüyle görmeye başlanılan yerdir.
Tarihimize baktığımız da; Ahmet Yesevi Dergahın da, Hacı Bektaş dergahın da ve 1207 tarihinde yapılan Seyit Gazi Dergahın da “Kırklar Meydanı” veya “Meydan Evi” olarak anılan “Cemevi” ni göreceğiz. Bu dergahlara “Cami” sonradan eklenmiştir. Ahmet Yesevi Dergahında halen cami yoktur. Hacı Bektaş Dergahına “Cami” 1836 yılında 2. Mahmut döneminde, Seyit Gazi Dergahına 1517 yılında yapılmıştır.
Bu mabetler değişik isimlerle anılmıştır; Mevlevilikte “huzur” ya da “huzur-ı pir” Alevilik’de “pir evi” yada “pir makamı” olarak adlandırılmıştır. Mutasavvıfcılarca ilk tekke, sufi adı ile anılan ilk kişi olan Ebu Haşim El-Kufi (ölüm 767) tarafından Şam yakınlarında Remle’de kuruldu ve İslam dünyasının her tarafına hızla yayıldı. 12. Yüzyılda Türkistan’da yetişen Ahmet Yesevi Hazretleri en büyük tekkeyi kurarak “Pir-i Türkistan” adı ile ünlenmiş oradan da küçük Asya dediğimiz Anadolu’ya Hacı
Bektaş Veli tarafından taşınmış, Hacı Bektaş ilçesinde büyük bir dergah kurarak gönüller fethetmeye başlamışlardır. Buralara “ışık dergahları” adı da verilmiştir. Çünkü burada doğan ışık Balkanlara, Budapeşte’ye kadar yayılmış ve gitmiştir. Işık dergahları olarak gönüller fethetmişlerdir. Bu dergahlardan yetişen dervişler dünyanın belirli yörelerine yayılarak irşatlarını sürdürmüşlerdir. Bu tekkelerde yetişen Yunus, Abdal Musa, Kaygusuz Abdal, Sarı saltık ve daha niceleri halen günümüzde de gönlümüzde de yaşayıp irşatlarını devam ettirmektedirler.
Türkiye’de II. Meşrutiyet ilanından (1908) sonra yapılan bir sayıma göre sadece İstanbul’da 311 tekke varmış. Ülkemizde tekkeler kullanım amaçlarının dışına taşındığı için 30 Kasım 1925 tarihinde, 677 sayılı yasa ile kapatılmış, tekke ve zaviyeler kapatılıp yasaklanınca o kelimeler yerine “Cemevi” kelimesi kullanılmıştır. Cem, birliğin ve beraberliğin adıdır. Cemin yapıldığı Cemevi ise sadece ibadet amaçlı kullanılmamış geçmişin mescitin işlevini yerine getirmiş ve getirmeye de devam etmektedir. Çok amaçlı olarak kullanılmaktadır. “Cemevi barış, özgürlük, eşitlik, ibadet,sevgi, yargı ve karar yeri, hizmet ve sohbet, dirlik ve birliğin korunup sergilendiği, ikrar ve iman, edeb ve erkan, tevella ve teberra, güvenin ve sevenin toplandığı, Hakk’a temanna ve Hakk’ın tecelli yeridir. (Tecelliyat nedir? Tecelli, tecalla; Varlık aleminde Tanrısal güzellik ve oluşların açığa çıkması ve sergilenmesi demektir. Yaratı’cının yaratılmışlar aleminde ki yansımasıdır. Tecelli sonsuzdur.) Cem evleri, salt tapınma maksadıyla kullanılmamış ve kullanılmamaktadır. Alevi topluluğunun tapınma dışında toplumsal, bireysel sorunların çözüme kavuşturulduğu bir meclis işlevi de görmüş ve görmektedir. Cem evleri yeri gelmiş sohbet muhabbet ocağı olmuş, yeri gelmiş eğitim-öğretim yuvası olmuş. Yeri gelmiş yoksullara aş evi olmuş, Yeri gelmiş dostluk, kardeşlik, birlik, dirlik evi olmuş ve olmaya da devam edecektir. ”
Haber: Habercem
18/4/2008 | Kategori:
alevilik
|
Yorum
(0)
Yorum yaz!
Kalici Baglanti
Öğrencilere, namaz kılmayan bir gencin başına geleceklerin anlatıldığı, Azrail ve ölüm konulu şiddet içeren VCD izletildi.

Gaziantep’deki Hasan Ali Yücel Lisesi’nde öğrencilere, namaz kılmayan bir gencin başına geleceklerin anlatıldığı, Azrail ve ölüm konulu şiddet içeren VCD izletildi. Arapça seslendirmeli Türkçe alt yazılı ‘Rabbim geri döndür’ adlı VCD’yi izleyen öğrencilerden bazılarında davranış bozukluğu görülürken velilerin şikayeti üzerine soruşturma başlatıldı.
Hasan Ali Yücel Lisesi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Fatma Yakar, iki hafta önce 11′inci sınıf öğrencilerine, okulun biyoloji laboratuarında sinevizyon aracılığıyla 35 dadikalık ‘Rabbim geri döndür’ VCD’sini izletti.
FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYIN
FİLMDE ŞEYTAN SAHNELERİ
Korku filmlerindeki gibi efektlerle süslenen VCD, Kur’an-ı Kerim okuyan bir babanın, aynı evde kağıt oynayıp, müzik dinleyerek eğlenen oğlu Hasan’ı namaz kılması için uyardığı görüntülerle başlıyor. Hasan babasının sözüne aldırmayıp, müzik dinliyor.
Bu sırada uykuya dalan Hasan’ın yanına, elinde orak beyaz kıyafetli ölüm meleği (Azrail) geliyor ve çırpınarak direnen kurbanının canını alıyor. Hasan, bir imam tarafından yıkanıyor, kefenleniyor, gömülüyor. Yıkama sırasında şeytan da Hasan’a kaynar su döküyor. Hasan gömüldükten sonra zincirlerle bağlı olarak cehenneme götürülüyor.
Siyah kıyafetler içindeki Şeytan, ‘Gel Hasan gel. Benim dostumsun. Sen nereye gittiysen benim esirim oldun. Yoldan çıkmana vesile olan arkadaşlarınla tanışmana ben vesile oldum” diye onu karşılıyor.
Aynı VCD’de namaz vakti uyanması için bir meleğin çağrı yaptığı Hasan, kalkmayınca, zincirle ateşin içine çekilerek cezalandırılıyor.
Korku içinde ağlayan ve yaşadıkları gözünün önünden film şeridi gibi geçen Hasan, bunları izlerken “Rabbim beni geri döndür” diyerek uyanıyor, namazını kılıp, affedilmesi için dua ediyor.
SORUŞTURMA BAŞLATILDI
Korku ve dehşet sahneleriyle dolu bu VCD’yi izleyen öğrencilerden çoğunda davranış bozukluğu başlayınca veliler şikayetçi oldu. Gaziantep Milli Eğitim Müdürlüğü’nün isteği üzerine soruşturma başlatıldı.
Öğretmen hakkında disiplin soruşturması başlattıklarını bildiren Hasan Ali Yücel Lisesi Müdürü Ömer Demir, VCD’yi kendisinin de izlediğini belirtirken, “Her saniyesi korku dolu. Durumun ciddiyetinin farkındayız. Gereken soruşturma yürütülüyor” dedi.
Gaziantep Milli Eğitim Müdürü Süleyman Şişman ise VCD’yi kendisinin görmediğini, okullarda ders olarak öğrencilere izlettirilecek VCD’lerin oluşturulacak komisyonun incelemesinden geçirilmesi gerektiğini söyledi. Şişman, “Yaptığımız araştırmada, söz konusu lisede böyle bir filmin izletildiği, ancak izletilmesi sonucu filmin uygun olmadığı kanaatine varılmıştır. Öğretmen kendi iradesi ile izletmiş. Okul müdürlüğünce bu filmin izlettirilmemesi konusunda öğretmene gerekli talimat verilmiş. Ayrıca filmin izletilmesi ile ilgili kusuru olanlar hakkında soruşturma açıldı, yasal işlem başlatıldı. Müfettiş raporundan sonra gerekli açıklamayı yapacağız” diye konuştu.
EĞİTİM- SEN’İN TEPKİSİ
Eğitim-Sen’den yapılan açıklamada, bu filmin öğrenciler üzerinde psikolojik travmaya yol açabileceği belirtilerek, “Milli Eğitim Bakanlığı nezdinde inceleme başlatılması için girişimde bulunacağız. Filmin eğitim içerikli bir yanı yok. Tamamen dini propaganda yapmaya yönelik, üstelik de bunu verirken büyük bir korku oluşturarak vermeye dönük film” denildi.
Bu görüntüleri izleyen öğrencilerin yaşadığı veya yaşayacağı olumsuz etkilerin ortadan kaldırılmasının hayli zor olacağı belirtilen açıklamada, “Bize göre, bu filmi izleyen çocuklara rehberlik hizmeti verilmeli ve VCD’yi izlettiren öğretmen görevden uzaklaştırılmalıdır” denildi.
Haber: Milliyet
18/4/2008 | Kategori:
haberler
|
Yorum
(yok)
Yorum yaz!
Kalici Baglanti
<<Önceki Sayfa
|1/54|Sonraki Sayfa>>