Kategorilerim

Ana Sayfa Arsiv Ziyaretçi Defteri

Son Yazılar

WWW.ALEVİİSLAMYOLU.COM SİTESİNDEYİZBu ülkeyi Türkleştiren ve Müslümanlaştıran AlevilerdirAlevilerden Selçuk'a ÖdülVakit Yazarına YanıtAvrupa'daki Aleviler Nereye Gidiyor?

Belgeseller

Türkiye'de Alevilik Aşık Veysel

Bağlantılar

Aleviyolu Alevi Haber Merkezi Alevi Konseyi Alevi İslam Din Hizmetleri Başkanlığı Cem Radyo Cem Tv Cem Vakfı Erenler Forum Habercem Karacaahmet

İzzettin Doğan,Turgut Öker ve Alişan Hızlı ile Söyleşi


 

CEM Vakfı’nın, Almanya’daki Alişan Hızlı’nın başında olduğu Avrupa genel koordinatörlüğünü feshetmesi ve Alişan Hızlı’nın Almanya Alevi Dernekleri Birliği’ni kurması, Cem Vakfı’nın Köln’de bütün derneklerin katılımıyla federasyon oluşturma çalışmalarına start vermesi akla “Avrupa’da Aleviler yeni bir oluşum içinde mi” sorusunu getiriyor. İŞTE RÖPORTAJLAR

İZZETTİN DOĞAN İLE SÖYLEŞİ:

İzzettin DOĞAN (Cem Vakfı Başkanı)

- Cem Vakfı Avrupa Koordinatörlüğü artık faaliyette değil bildiğim kadarıyla. Buna neden gerek gördünüz. Cem Vakfı Avrupa Koordinatörlüğü görevini tamamladı mı?

 

İzzettin Doğan : Evet artık değil. Fonksiyonunu ifa etti başarıyla bugüne kadar. Şimdi bir federasyonu kurma teşebbüsü var Almanya’daki derneklerle. Yani Aleviliği İslam içinde görüp bir araya gelecek olan dernekler bir federasyon kuruyorlar. Öyle bir federasyon kurulması halinde orada bir genel koordinatörün bulunmasının bir manası kalmıyor. Asıl gerekçe bu. Yani federasyon kurulduğu için orada bir kişinin Cem Vakfı’nı temsil etmesinin bir manası kalmıyor. Cem Vakfı Avrupa Koordinatörü Alişan Hızlı’yı da başarılı çalışmalarından ötürü merkezde görevlendiriyoruz şimdi.

- Almanya’daki oluşum içinde yine Alişan Hızlı mı olacak? Onun öncülüğünde mi böyle yeni bir oluşuma gidiliyor?

 

İzzettin Doğan: Hayır. Alişan Hızlı Bey’in öncülüğünde değil. Orada ortak bir oluşum var. Alişan Bey’in de içinde bulunduğu bir dernek var. Ya da bir dernekler grubu var. Hepsi bir araya gelecekler. Ama artık Alişan Hızlı Bey’in Cem Vakfı’nı temsil yetkisi yok. Sadece Cem Vakfı Yönetim Kurulu üyesi olarak burada alınan kararları, orada hem açıklamak açısından hem oradaki dostlara duyurmak açısından bir rol üstlendi.

- Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) da bu yeni oluşum içinde olacak mı?

 

İzzettin Doğan: Zannetmiyorum. Olmayacak. Çünkü onlar Aleviliği İslam içinde düşünmüyorlar. Onun için amaç birliği de gerçekleşmemektedir. Ama kendi tavırlarını değiştirirlerse, yanlışlarını daha doğrusu düzeltirlerse… Halkın zihnini bulandırmanın gereği yok. Biz o arkadaşlarımızı itmedik. Biz o arkadaşlarımızı seviyoruz. Bizim bu konuda duygusallıklarda herhangi bir sorunumuz yok. Sorunumuz hem teorik ve pratik manada. Peki Yunus Emre’yi nereye koyacaksınız, Alevilik İslam dışı dediğiniz zaman. Mevlana’yı nereye koyacaksınız, Hacı Bektaş-ı Veli’yi. Sırf orijinal görünmek için “Alevilik İslam dışıdır” demenin hiç bir manası yok.

- Bu yeni oluşuma yani federasyona kimlerle gidiyorsunuz? Kimler var?

 

İzzettin Doğan: Biz gitmiyoruz. Bu yanlış anlaşılmasın. Biz Almanya’daki oluşumlara, oradaki dostlar ilgi gösterdiği ve kendileri organize olmak istedikleri zaman sadece cesaretlendiririz. Ve bilgi düzeyinde zaman zaman kendilerine destek veririz.

 

- Türkiye’de Turgut Öker ile görüştünüz mü? “Aleviliği İslam dışında gören yorumlarınız, açıklamalarınız da var. İçinizde öyle insanlar da var. Bunu terkedin, siz Avrupa’da yaşayan Aleviler’in temsilcisi olarak tarafımızdan da onaylanacaksınız” dediniz mi kendisine?

 

İzzettin Doğan: Turgut genç bir arkadaş. Bu işlerde emek sarfeden bir arkadaş yani örgütlenmede. Yeteneği olan bir arkadaş. Eğer doğru yolu bulursa Turgut Beyi değerlendirebiliriz. Yani ben kendisine onu söyledim. Onun dışında polemiklere girmeyi zaten yanlış buluyorum. Ben zaten ne söyleyeceksem televizyonlardan söylüyorum açık açık. Orada 1 milyonun üzerinde Alevi yurttaş yaşıyor. Bunların inançları ile ilgili olarak, inançlarını çocuklarına aktarmaları ile ilgili olarak devletten hiçbir destek gelmiyor. Devlet ayrımcı bir politika yürütüyor. Bu politikanın daha büyük tahribatlara yol açmaması için buradaki biz sorumlu vatandaşlar olarak oradaki vatandaşlara yardımcı olmaya çalışıyoruz. Orada yanlız Alevi vatandaşlar değil bu destekte orada Sünni yurttaşlar da aynı şekilde oradaki Aleviler örgütlenmesinde yardımcı olmaya çalışıyorlar. Mesele bu. Olayın püf noktası. Yani sadece Aleviler arası bir örgütlenme değil Sünni yurttaşlar da, sorumluluk duyanların oradaki Aleviler’in örgütlenmesi için destek veriyorlar. Bu gözden kaçmamalı.
Son olarak, oradaki oluşumla ilgili Cem Vakfı’nı ilgilendirdiği oranda açıklama tarafımızdan yapılacaktır. Cem Vakfı ordaki dostlara insanlarımıza yardımcı olmaya çalışıyor. Ama Alevi ama Sünni. O ayrımı biz yapmıyoruz.

- Alevi Birlikleri Federasyonları’nın bağlı olduğu bir Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu var. Bu yeni oluşumla ilgili Konfederasyona bir çağrınız var mı?

 

İzzettin Doğan: Çağrım doğru yola gelsinler. Vatandaşı yanlış bilgilerle donatmaya kalkmasınlar. Bunlar yapay yaklaşımlardır. Bunların ötesine geçmek lazım.

 

—————————————————-

 

ALEVİLERİ BÖLÜNMÜŞ GÖSTERMEK İSTİYORLAR

Turgut ÖKER (Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Başkanı):

 

AABF’nin Almanya’da hükemetin, Alman devletinin Alevileri temsil eden bir kurum olarak muhatap alması, Alevilik dersleri yetkisi vermesi, en üst düzeyde cumhurbaşkanı, bakanların Alevelir’in inançsal günleri söz konusu olduğunda mesaj yollayarak bizim üzerimizden Alevi toplumunun bu önemli günlerini kutlaması ve bu haliyle AABF resmi bir konuma gelmişken, şimdi bunun karşısında AABF’ye alternatif yaratma gibi öyle Alevi toplumunun tabanından AABF dışında onlarca Alevi Kültür Merkezi’nin varlığıyla yeni bir federasyon yaratma çabası söz konusu değil.

Bu çaba daha çok DİTİB’in AABF’nin kendi adına Almanya’da Alevileri temsil eden bir kurum noktasına gelmesi, Alevilik dersi verme hakkına sahip olması (daha buna DİTİB ve diğerleri sahip olmadılar) ve en önemli zirvelerde ve en önemli göçmen ve inançsal kuruluşların muhatap alındığı toplantılarda AABF’nin başta olmasını sindiremedikleri için çünkü bu durumun mutlaka Türkiye’ye de yansıyacağını bildikleri için yani Türkiye’deki resmi politikaların da Aleviliği asimile etmeye yönelik olduğu için Aleviliğin buradaki kazanımlarını boğmak istiyorlar. Bunu yaparlarken de son 10 yıldır arkadan, gizli şekilde AABF’ye karşı kışkırtmalar oldu. Okullarda Alevilik dersi hakkımızı elimizden almak için girişimler oldu, yazışmaları oldu. Bunlardan sonuç alamadılar. Şimdiki amaçları Alevileri bölünmüş gösterip kendilerine bağlı bir Alevi kurumu oluşturarak kamuoyunda “Bakın nasıl İslami gruplar dört beş parçalı Aleviler tek parça diyordunuz ama Aleviler de artık tek parçalı değil. Aleviler de bölündü” demek amacıyla tamamıyla DİTİB merkezli, planlı, beslemeli bir Alevi federasyonu kuruyorlar.

 

SORUNUMUZ CEM VAKFI DEĞİL

 

Cem Almanya Federasyonu, Köln’de bildiğimiz Hacı Bektaş Derneği merkezli kurulan bir federasyon. Alişan Hızlı’nın kurduğu Almanya Alevi Dernekleri Birliği ise kendine mahsus. Kurucularına bakarsanız, ne demek istediğimi anlarsınız. Dediğim gibi bu birliğin tüzüğünü ise Bekir Alboğa hazırlıyor. Ve DİTİB’den geliyor faksla. Bunlar belgeli. Bizim açımızdan Cem Vakfı’nın Türkiye’de, burada kendi çizgisi doğrultusunda örgütlenmesi sorun değil. Bizim sorunumuz Cem Vakfı’nın burda olması değil. Bir rekabet duygusu da değil.
Diyanet’in ve gerici güçlerin sırf Alevileri bölüp parçalayıp Aleviler’in Almanya’daki kazanımlarını etkisiz hale getirmek amacıyla işbirlikçi kullanıyorlar.

 

İZZETTİN DOĞAN İLE GÖRÜŞÜYORUZ

 

Biz son birkaç aydır İzzettin Doğan ile görüşüyoruz. İzzettin Doğan bizim televizyona bağlandı, konuştu. Ben Türkiye’de İstanbul’da kendisiyle görüştüm. Kendisi, “Aleviliği İslam dışında gören yorumlarınız, açıklamalarınız da var. İçinizde öyle insanlar da var. Bunu terkedin, siz Avrupa’da yaşayan Aleviler’in temsilcisi olarak tarafımızdan da onaylanacaksınız” dedi. Hatta televizyonda “Artık belli bir yaşa geldik. Bu işi bundan böyle Turgut kardeşim yapacak” dedi. Ben de kendisine şunu söyledim: “Alevi dünyası geniş bir dünya. Sadece bir kesimden oluşmuyor. Siz kitlesel olarak Alevi dünyasının bütününü kucaklayabilmeniz için kendi içerisindeki farklılıkların da özgürce ifade edilmesine olanak sağlamanız lazım. İnsanların farklı yorumlarına yukardan fetva getirerek ‘Alevilere İslam dışı diyenler Alevi değildir, kapı dışarı’ gibi bir yaklaşım toparlayıcı olmaz. Alevi dünyası özgürleşsin, hak talep etsin, üzerlerindeki baskılar ortadan kalksın, sonuçta Aleviliğin ne olacağına da tek tek Aleviler kendi vicdanlarında karar versin, çizgisini güdüyoruz. Kendimizi teolojik dini bir makam gibi görmüyoruz. Bu çerçevede önümüzdeki günlerde de görüşmelerimiz devam edecek.

ÜÇÜNCÜ BİR FEDERASYON

 

Cem Vakfı Alevi Federasyonu ayrı. Alişan hızlı’nın kurduğu üçüncü bir federasyon. Cem Alevi Federasyonu ayrı kuruluyor zaten. Şu an iki tane bizim dışımızda federasyon adı altında oluşum var. Birisini Niyazi Bozdoğan’lar yapıyorlar, Köln’de Cem Almanya Federasyonu. İzzettin Doğan da bunları destekliyor. Bir de bunun karşısında aslında DİTİB’in kurduğu Alevi Dernekleri Birliği var. Bu isim mahkeme kararıyla durduruldu. Solingen mahkemesi, arkasında Alevi Birliği Federasyonu olabilecek hiç bir ismi kullanılamayacağına dair Solingen Mahkemesi karar verdi.

 

———————————————————————-

Biz inancımızı kimseye pazarlamadık

Alişan HIZLI (Almanya Alevi Dernekleri Birliği Başkanı)

 

Cem Vakfı Avrupa Koordinatörlüğü, Cem Vakfı ile Avrupa arasında ilişkilerin kurulması için kurulmuştu. Benden önce birkaç arkadaş bu göreve atandılar. Başarılı olamadılar. Son olarak beni uygun gördüler. Ben bu konuda gereken yerlere Cem Vakfı’nın ilkelerini, amaçlarını topluma anlatmaya çalıştım. Ve derneklerin Alevi İslam inancı doğrultusunda çalışma yapan derneklere Türkiye’den dede getirdim. Birçok cem organize ettim. Yani halkla ilişkiler kurması için büyük çaba sarfettim. Bunda da muaffak olduk.

Bu kez Cem Vakfı dedi ki “Sen Yönetim Kurulu’nda bize faydalı ol”. İzzettin Doğan Dede’nin önerisiyle beni Yönetim Kurulu’na aldılar. Şu an Cem Vakfı’nın Genel İdare Kurulu üyesiyim. Son yapılan genel kurulda koordinatörlük kaldırıldı, ama Almanya’da daha herhangi bir kurumla Cem Vakfı’nın bu konuda resmi bir çalışma kararı yok. Vakfın alacağı kararlara saygılı kalacağım. Koordinatörlük olarak Almanya’daki sivil toplum örgütleri ile birlik ve beraberlik için ne tür çalışmalar yaptıksa bundan sonra da aynı şekilde çalışmalarımızı Almanya Alevi Dernekleri Birliği olarak aynen yürütüyoruz. Belki bizim kurum anlaşırlarsa AABF ile de beraber çalışma ortak noktalarını da araştırabilirler. Bu konuda engel olmayacağız. Ben AABF ile bu şartlarda çalışmaya taraftar değilim. Bunu açıkça söyleyeyim. AABF’nin başındaki kişi “Biz İslam’ın dışıyız” dedi, hala diyorlar. “Hz. Ali ile işimiz yok” diyorlar, “azınlığız” diyorlar. Bu söylemler Alevi toplumunu rahatsız ediyor.

 

Haber: Ali Asker BARUT / FRANKFURT Hürriyet Avrupa

 

23/4/2008 | Kategori: alevi haber | Yorum (yok) Yorum yaz! Kalici Baglanti


Vakit'ten Çirkin Haber

 

Asıl provokatör kim?


 

Provokatif yayınlarıyla kendileri gibi düşünmeyen herkesi hedef gösteren Vakit Gazetesi bugün de Cem Vakfı Genel Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan’ı hedef aldı.


Provokatif yayınlarıyla kendileri gibi düşünmeyen herkesi hedef gösteren Vakit Gazetesi bugün de manşetinden verdiği ‘Tahrik peşinde’ haberiyle Cem Vakfı Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan’ı hedef aldı.

 

Daha önce Cem Vakfı Genel Başkanı Prof Dr. İzzettin Doğan’la yaptığımız röportajı makaslayıp çarpıtarak yayınlayan Vakit Gazetesi’nin sayın Doğan’ı hedef göstermesini kınıyor, daha önce de olduğu gibi kişileri hedef göstermeye yönelik metni yayınlamaya değer bulmuyoruz.


SAVCILARA VE AYDINLARA ÇAĞRI

 

Vakit daha önce de birçok ismi hedef göstermiş, bu kişilerden gazeteci-yazar Ahmet Taner Kışlalı, Danıştay hakimlerinden Mustafa Yücel Özbilgin, Gümüşhane Baro Başkanı Ali Günday saldırılar sonucu yaşamlarını yitirmişlerdi. Aynı gazete geçtiğimiz haftalarda da laik cumhuriyetçi tavrıyla tanınan Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Akaydın’ı da hedef gösterdi.

Provokatif yayınlar yapan gazetenin yıllardır toplumda açtığı yaraların sonuçlarını gözetmeksizin yaptığı hedef göstermelere dur diyecek savcılarımızı, kanaat önderlerimizi
ve aydınlarımızı göreve çağırıyoruz.

 

HABERCEM OLARAK SORUYORUZ: ASIL PROVOKATÖR ACABA KİM?

 

İŞTE O HABERİMİZ

 

O HABER İÇİN TIKLAYIN

 

VAKİT GAZETESİYLE AYNI DÜŞÜNCE MECRASINDAN GELEN GAZETECİ AHMET HAKAN VAKİT

GAZETESİ’NİN SAHİBİNİ 9 NİSAN’DA YAZDIĞI YAZISINDA
BAKIN NASIL ELEŞTİRMİŞTİ

 

İŞTE O KÖŞE YAZISI: AYIP MUSTAFA AYIP

 

www.habercem.com

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalici Baglanti


Aleviler Yeni Oluşuma mı Gidiyor?

 

Aleviler yeni oluşuma mı gidiyor?


 

CEM Vakfı‘nın, Almanya’daki Alişan Hızlı’nın başında olduğu Avrupa genel koordinatörlüğünü feshetmesi ve Alişan Hızlı’nın Almanya Alevi Dernekleri Birliği’ni kurması, Cem Vakfı’nın Köln’de bütün derneklerin katılımıyla federasyon oluşturma çalışmalarına start vermesi akla “Avrupa’da Aleviler yeni bir oluşum içinde mi” sorusunu getiriyor.

 

İzzettin Doğan: Genel Koordinatörlük görevini ifa etti

 

Turgut Öker: Beslemeli bir Alevi federasyonu kuruyorlar

 

Alişan Hızlı: Cem Vakfı ile AABF arasında engel olmam

 

Bu gelişmelere paralel olarak ise Alişan Hızlı’nın kurduğu Almanya Alevi Dernekler Birliği’nin DİTİB tarafından hazırlanan ve gençlerin şiddetten korunmasını amaçlayan bildirinin altında isminin yer alması üzerine Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu harekete geçerek, DİTİB’i mahkemeye verdi.

 

Turgut Öker, Alişan Hızlı’nın kurduğu Almanya Alevi Dernekleri Birliği’nin tüzüğünün DİTİB tarafından hazırlanıp Alişan Hızlı’ya geçildiğini ve bu oluşumun DİTİB oluşumu olduğunu ileri sürerken, Alişan Hızlı, iddiaları reddederek, bu yeni oluşumun tamamıyla Prof. Dr. İzzettin Doğan’ın bilgisi dahilinde kurulduğunu ekliyor.

 

Turgut Öker, Alişan Hızlı’nın, İzzetttin Doğan’ın Köln’de startını verdiği ve başına Niyazi Bozdoğan’ın çekeceği Köln Cem Vakfı Federasyonu oluşumundan dışlandığını ileri sürerek, Y
urtdışı Koordinatörlüğü’nün de bu amaçla feshedildiğini iddia etti. Bütün bu tartışmalara açıklık getirmek amacıyla aradığımız Prof. Dr. İzzettin Doğan, hem yeni oluşumu anlattı hem Avrupa Genel Koordinatörlüğü’nün niçin kaldırıldığını açıkladı.

 

Almanya’daki yeni oluşumun öncüsü değil Almanya’da bu çalışmalar için harekete geçen “dostları” cesaretlendirici rolleri olduğunu ifade eden Prof. Dr. İzzettin Doğan, “Turgut genç bir arkadaş. Bu işlerde emek sarfeden bir arkadaş. Yani örgütlenmede. Yeteneği olan bir arkadaş. Eğer doğru yolu bulursa Turgut Beyi değerlendirebiliriz” mesajı da verdi.

 

“Cem Vakfı Avrupa Genel Koordinatörlüğü neden kaldırıldı”, “Prof. Dr. İzzettin Doğan ve AABF Genel Başkanı Turgut Öker güçbirliğine mi gidiyor”, “Alişan Hızlı’nın kurduğu Almanya Alevi Dernekleri Birliği’nin tüzüğünü DİTİB mi hazırladı”, “Alişan Hızlı Cem Vakfı’nın Köln’de başlattığı federasyon oluşumunun içinde yer alacak mı yoksa dışında mı kalacak sorularının” cevabını bulmak için Prof. Dr. İzzettin Doğan, AABF Genel Başkanı Turgut Öker ve Alişan Hızlı ile konuştuk.

 

İZZETTİN DOĞAN, TURGUT ÖKER, ALUŞAN HIZLI İLE RÖPORTAJLAR 22 NİSAN SALI GÜNÜ HÜRRİYET’TE

 

Haber: Ali Asker BARUT / FRANKFURT - Hürriyet Avrupa

 

22/4/2008 | Kategori: alevi haber | Yorum (yok) Yorum yaz! Kalici Baglanti


Yol Tv'de Hasan Kılavuz Skandalı

 

Yol tv’de Hasan Kılavuz Skandalı!


 

Geçtiğimi Pazar akşamı YOL TV ‘ de Hasan Kılavuz ve Erdoğan Aslan tarfından sunulan Gönül Yolu programında skandal yaşandı!Programa Şafi ve Şii Mezhebinden din adamları çağrılmış ve aleviliğin islam dışı olduğu,alevilerin müslüman olmadığı tezleri ısrarla alevi olmayan şafi ve şii din adamları tarafından savunulmuş ve sunuculardan Hasan Kılavuz bu gerçek dışı tezleri tastikler niteliğinde demeçler vermiştir!

 

Konu ile ilgili olarak İsveç Alevi Kültür Merkezi üyesi, YOL TV nin kurucu üyelerinden Hikmet Kuran’ın yaptığı açıklamayı aktarıyoruz;

 

‘Kimse ne kendini ne Alevileri kandırsın’

 

‘2008-04-20 Pazar akşamı YOL TV de Hasan Kılavuz ve Erdoğan Aslan tarfından sunulan Gönül Yolu proğramı bir SKANDAL idi. Proğrama biri Şafii mezhebinden, diğeri de Caferi mezhebinden iki din adamı davet edilmişti, ama ortada bir Alevi din adamı yoktu.Program sunucularımız, eğer konuklarına, Alevi bir din adamına cevap verme hakkını doğurmayacak sorular sormak ile yetinmiş olsalardı, insan amena derdi ve demek ki programın konusu gereği bir Alevi din adamına gerek görmemişler diye düşünebilirdi.Ama Hasan Klavuz Şafii Hoca ya Aleviliği nasıl gördüğünü İslam içinde mi dışinda mı gördüğünü soruyor:Bizim hoca da Aleviler bana göre müslüman değil diyerek malum İbn-i Kemal ve Ebu Suud Efendilerin fetvasını dile getiriyor. Orada dursa fazla indirilip kaldırılacak bir şey yok.Tasvip etmesemde saygı duyardım.Ama belki on kez dönüp dolaşıp:’’Aleviler kendilerini tarif etmelidirler.’’ diyor. Ne tarifi? Allah aşkına ne tariften bahsediyor bu. Alevilik en az Şafiilik kadar köklü ve eski bir tarihe sahip. Sanki yeni doğmuş bir inanç ta bir tarif problemi yaşanıyor? Bin yıldır bu inanç sahipleri kendilerini tarif etmemişler de şimdi mi edecekler? Döne döne ben Alevileri müslüman olarak görmüyorum ve araksından Aleviler kendilerini tarif etmelidirler diyor. Ve acı olan orada oturan Alevi inancını temsil eden kişilerden çıt çıkmıyor.Ne tasdik ediyorlar ne karşı çıkıyorlar. Caferi inancını temsil eden Burhanettin Dağ ‘Ben Alevileri Müslüman olarak görüyorum’ dediğinde ise konuşturtmadılar ve proğramı kapattılar..Hoca efendi ye Alevilerin neden Müslüman olmadıklarını on kez anlatırdıkları halde Burhanettin Dağ ı susturdular. Ayrıca bu Hoca Efendi Alevilerle iç içe yaşamış.Dersim Alevileri ile çocukluğundan beri tanışıyor. Ve Alevilerin kendini ne görüp ne görmediklerini benden de oradaki ‘Alevi’ sunucularımızdan da daha iyi biliyor. Bir Şafii ye, kalkıpta birisi:Senin inancın bana göre müslümanlık değil, inancını tarif etmelisin dediğinde ne tepki gösterirse; bu sayın zevat gidip komşu köydeki Aleviye bu sorunun aynısını sormuş olsaydı, Şafii nin gösterdiği tepkinin belki on katı fazlasını alırdı.Zira o Alevi komşusu da bu sayın zevatı tarihinin hiçbir döneminde, hiçbir zaman gerçek müslüman olarak görmemiştir.Bu şahsa sözde Alevi din adamı olarak orada oturanların şunu demesini beklerdim:’’Sen kim oluyorsun da Alevilere, ‘Aleviler kendi inaçlarını tarif etmelidir’diyebiliyorsun? Bir din adamı olarak başka bir dini inanca karşı nasıl böyle bir saygısızlık yapabiliyorsun? Hiç olmazsa bu kadarını yapmalrını bekledim.Ama nafile.

 

Hasan Klavuz bu zatı şahanenin, sorduğu soruya vereceği cevabı kelimesi kelimesine biliyordu. O zatı da bu nedenle proğrama davet etti ve yine o soruyu ona bu nedenle yöneltti. Ben Hasan Klavuz u Alevi insanına karşı dürüst olamaya, bu tür ayak oyunları ile iştigal etmemeye davet ediyorum. Başkalarına söyleteceğine kalksın dürüstçe Alevi kamuoyuna karşı kendisi söylesin..eğer inancında samimi ise..eğer gerçekten Aleviliğin yeni bir din olduğuna inanıyorsa. Aleviliği belki birileri kaybetmiş olabilir ama onu binyıllar ötesinden bugüne getirenler bugünleri de , bu badireleride atlatmasını bileceklerdir. Tarihi biraz okumasını bilen bundan kuşku duyamaz.

 

Burada şunu da belirtmek istiyorum: Kimse ne kendini ne Alevileri kandırsın.Aleviliği yeni bir din olarak tarif etmek ‘Yol bir sürek binbir’ anlayışı ile izah edilemez. YOL un kendisinde bir ayrımdır gündeme getirilen. Ayrı dinler ayrı yollardır. Aleviliği İslam ın içinde gören ile dışında gören aynı yolda yürüyemezler bugün yürüyor gibi gözükselerde…’

 

Haber:Alevi Haber Merkezi

 

21/4/2008 | Kategori: alevi haber | Yorum (1) Yorum yaz! Kalici Baglanti


Yağız'dan Cem Vakfı Önergesi

 

Yağız: Başbakan, Prof. Dr. İzzettin Doğan’ın sözlerine cevap verecek mi?


 

Süleyman Yağız Yağız, Başbakan’ın Prof Dr Doğan’ın Bardakoğlu’nun Sözlerine verdiği cevaba açıklama yapıp yapmayacağını sordu?

 

DSP İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu’nun, “cemevlerinin ibadet yeri statüsüne alınmasının, Aleviliği müstakil bir din haline getireceği ve cemevini ibadethane olarak kabul eden Aleviler’i Müslümanlık’tan koparacağı gerekçesiyle bunun yanlış olduğu” yönündeki sözlerine karşılık Cem Vakfı Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan’ın, sözlerine karşılık Başbakan Erdoğan’ın bir cevap verip vermeyeceğini sordu.

 

İşte Süleyman Yağız’ın soru önergesinin metni:

 

1- Cem Vakfı Genel Başkanı Prof. Dr. Sayın İzzettin Doğan’ın, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu hakkında söylediği, “Profesör unvanını taşıyan Ali Bardakoğlu haddini aşıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı makamını işgal eden birisi bu ayrımı yapma yetkisini kendinde nasıl buluyor? Kimin Müslüman olup olmadığını nasıl anlayabiliyor? Bardakoğlu’nun tavrı yerinde değil. Hükümet bu muhteremi orada tutmaya devam ederse Başsavcı’nın kendi iddianamesine hükümetin bu müsamahasını da davaya ekleme zorunluluğu doğabilir” sözlerini nasıl karşılıyorsunuz?

 

2-Sayın Doğan’ın, “Aleviler inanç esaslarını Diyanet Başkanı’ndan mı öğrenecek? Diyanet devlet içinde devlet olmuş durumdadır. Alevileri ibadet için camiye yöneltmek kimsenin haddi değildir. Aklı başında bir bilim adamı olarak tanıdığım Ali Bardakoğlu eğer bu haddini aşma tavrında ısrar ederse yargı yoluna gitmek bile düşünülebilinir. Bu zat laik bir devletin kamu görevlisi olduğunu unutmamalı ve ona uygun hareket etmelidir” uyarısına bir cevap vermeyi düşünüyor musunuz?

 

3- Sayın İzzettin Doğan’ın, “Tarafsız olması gereken bir zat, yurttaşlar arasında böyle bir ayrımı yapma yetkisini kendinde nasıl buluyor? Teolojik ve hukuki yetkiyi kendinde nasıl buluyor? Hz. Muhammed’e bile Tanrı’nın vermediği bir yetkiyi, kimin Müslüman olup olmadığını tayin etme yetkisini bir zat çıkıp Diyanet İşleri Başkanlığı sıfatıyla nasıl açıklar?” sorularını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Haber: Habercem

 

21/4/2008 | Kategori: alevi haber | Yorum (yok) Yorum yaz! Kalici Baglanti




<<Önceki Sayfa
|1/54|Sonraki Sayfa>>


Alevi Siteleri Listesi  Devrimci Siteler i ziyaret et Görevimiz sizi doğru adrese ulaştırmak.
ALİMİNYOLU