Kategorilerim

Ana Sayfa Arsiv Ziyaretçi Defteri

Son Yazılar

WWW.ALEVİİSLAMYOLU.COM SİTESİNDEYİZBu ülkeyi Türkleştiren ve Müslümanlaştıran AlevilerdirAlevilerden Selçuk'a ÖdülVakit Yazarına YanıtAvrupa'daki Aleviler Nereye Gidiyor?

Belgeseller

Türkiye'de Alevilik Aşık Veysel

Bağlantılar

Aleviyolu Alevi Haber Merkezi Alevi Konseyi Alevi İslam Din Hizmetleri Başkanlığı Cem Radyo Cem Tv Cem Vakfı Erenler Forum Habercem Karacaahmet

ALEVİLİK'TE DEDELİK

Alevilikte ibadet biçimi olan “Cem” İslam dininin yayılmaya baÅŸlaması ile yaşıttır.
Tarihi vesikası ise bir çok islam küllüyeleridir. Bunlardan Sahihi-Buhari Taberi tarihi, altı parmak, kıssası Enbiya ve Kur’an baÅŸlıcalarıdır. Ayrıca Kum kentinde yayınlanan İmam Cafer-i Sadık fıkıhı önemli bir kaynakçadır.
BilindiÄŸi gibi Hz. Muhammed Mirac Dönüşü Kırklar Cem’inin toplanmasına rastlar. Bu konuda Sunni İslam ülaması ile Åžii Ulama arasında netlik olmamasına raÄŸmen her iki taraf da Cem’i onaylamadıkları bir görüş belirlemedikleri gibi hatta bazı tartışmalarında Kırklar Cemi’nin İslam içinde bir ibadet biçimi olduÄŸunu kabul etmektedirler.
Bu konunun uzun uzun yazılması gereken bir konu olduğunu okuyucularımız bilirler. Biz bu yazının girişinde kısaca değineceğiz.
İslam dininin yayılmaya baÅŸlamasıyla, onun teokratik yapısı, ÅŸeriatın baÄŸnaz önerilerini ve ÅŸekilci bir ibadet biçimini onaylamayan, sosyal açıdan İslam dinini yorumlayan geniÅŸ bir kesim tepkisini adına Cem dedikleri ibadet biçimini gündeme getirerek Tanrı’nın rızalığının bu ÅŸekilde de alınabileceÄŸini ortaya koymuÅŸlardır.
İslamın teokratik yapısında hoşgörü, kadın erkek eşitliği, insanın emek değerini öne çıkaran unsurlar olmadığı gibi, İslam şeriatının tek yanlı istekleri de rencide edici görülmüştür.
İşte bunun içinde İslam dininin yayılmasında, önemlice görevler üstlenen büyük bir bölüm ibadetten amaç Tanrı’nın rızalığını almak olduÄŸunu söyleyerek bunun Cem yapılarak, zikredilerek ve semah dönerek yapılabileceÄŸini de ortaya koymuÅŸlar ve bizzat da adına Kırklar Cemi denilen cem erkanı ile hayata geçirmiÅŸlerdir.
İlk Kırklar Cemi’ne adından da anlaşıldığı gibi kırk kiÅŸi katılmışlardır. Bir rivayete göre 13’ü kadın 17’si erkek, diÄŸer bir rivayete göre ise, 17’si kadın, 13’ü erkekdir. Birinci biçim tarafımızdan da tesbit edilmiÅŸtir. Daha sonra Miraç dönüşü Hz. Peygamber’in de katılımı ile bu sayı kırk bir kiÅŸiye ulaÅŸmıştır.
Cem’e Mirac dönüşü bizzat katılan Hz. Muhammed semah dönerken Semah’ın ritmine kendini kaptırması sonucu başındaki sarığı açılmıştır. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli konu, Hz. Muhammed saÄŸlığında cem ibadet biçimi hakkında herhangi itiraz eden söylemi olmadığı gibi, hadislerinde bir bir itirazına rastlanmadığı gibi Kur’an’da da 52 ayette AleviliÄŸin 12 hizmetine uyan ayetler bulunmaktadır. Gerek Diyanet İşleri BaÅŸkanlığının, gerekse İslam dinini kendi kafalarına göre yorumlayan ÅŸartlanmış kafaların Kur’an’da ayrılarak AleviliÄŸin ibadet biçiminin İslam dini ile ilgisi olmadığını söylemeleri AleviliÄŸin varlığında rahatsız olduklarının belli bir kanıtıdır.
Yeryüzünde var olan tüm dinlerin kendi bünyelerinde bir inanç biçimleri vardır. İnanan insanların hepsi, Tanrı’nın rızalığını almak için kimisi Kilise’de dua ederler, kimisi Cami’de namaz kılarlar, havraya giderler ve kimisi de cem evinde tevhid çekip Alahın birliÄŸi için dara dururlar. Bunlara ilave olarak da bir çok ülkede de inanç sahipleri cesetlerini yaktırmak suretiyle Tanrı’nın rızalığını aldıklarını sanırlar.
Ülkemiz Türkiye’de Sünni kesim ibadetini Camide yaparken Aleviler ise 1400 yıllık bu süreci cem evinde icra ederler.
Her iki kesim de Allah’ın birliÄŸini, Peygamber’in resulluÄŸunu ve Kuran’ı kabul etmelerine raÄŸmen, ÅŸeriatın teokratik uygulamalarına ve isteklerine farklı bakmaktadırlar.
Bunların ana temelinde yatan iki önemli farklılık ise ibadet biçimi ve imam konusudur.
Sünni kesimde imamın kimliği kişiliği önemli değildir. Önemli olan o kişinin Sünni devlet yapısının belirlediği biçimde ibadet yaptırmasını bilmesidir.
Alevilikte ise imam konusu yani dedelik son derece titizlik ister. BaÅŸta İmam Cafer buyruÄŸuna ve İmam Cafer Fıkıhına göre, 1400 yıllık Alevi geleneÄŸi de dahil olamk üzere, dede olan kiÅŸi Alevilikte bir temel doktrin olan “Eline, beline, diline” ilkesine sahip olan kiÅŸidir. Yani kız kaçırıp sebepsiz yere karısını boÅŸamamış olacak. YaÅŸamı içinde haksız kazanç edinmeyecek. Toplum içinde yüz kızartıcı suç iÅŸlememiÅŸ olacak, müsahibi olacak ve müsahibinden ayrılmamış olacak, cem adab ve erkanını iyi bilmiÅŸ olacak, eÄŸitici olacak, dini konuda sosyal konularda bilgili olacak, barışçı, birlikçi niteliklere sahip olduÄŸu gibi, On İki İmamlar süreÄŸini, İmam Cafer Fıkhını ve İslami bilgi sahibi olacak, ve dinler tarihine vakıf olacak.
Çağdaş olan Alevi Dedesi diğer tarafta Aleviliğin bir geleneği olan zalimden yana değil mazlumdan yana olacak, her türlü yeniliğin yanında olup, insanın insan tarafından sömürülmesine karşı olduğu gibi, toplum içindeki adaletsizliklere karşı tavır koyacaktır. Alevi dedesi hem dini, hem de sosyal açıdan halkının yanından olmalıdır.
Bunların hepsinden önemlisi de Alevilikte dedenin “Evladı Resul” olması kesin bir zorunluluktur. Yani dedenin On İki İmamların soyundan gelmesi bir kuraldır. Dede, Ehlibeyt’i temsil eden kiÅŸidir.
Sünnilikte ise bir imamda bu nitelikler aranmamaktadır. Bu nedenle günümüzde Sünni devletinin resmi temsilcisi Diyanet İşleri Başkanlığı yurt içinde ve yurt dışında bu gelişmelere seyirci devletin bütçesini hortumlayarak kendi içinde kendisine muhalif yetiştiren bir kurum durumuna düşüyor.
Diyanet İşleri Başkanlığı ve siyasal yönetim İmamların bu sorumsuzca tavırlarından dolayı da güç durumlarla karşı karşıya kalmaktadır.
Alevilikte suç işleyen Dede kendi toplumu tarafından tecrit edilir.
BilindiÄŸi gibi TC Devleti, bir sünni yapıya sahiptir. Anayasa’nın eÅŸitlik hükümlerine raÄŸmen, Devlet bütçesinin önemli bir bölümünü yalnız sünniliÄŸe hizmet veren Diyanet İşleri BaÅŸkanlığına ayırmaktadır. Bununla da yetinmeyen Diyanet yurt içinde ve yurt dışında önemlice ticaret merkezleriyle devletin ayırdığı bütçeye ek olarak trilyonlar katmaktadır. Bu gelirlerin ise hesabı devlet taraından kontrol edilmediÄŸi gibi, hangi giderlere harcandığı da bilinmemektedir.
Diyanet’in 100 bin kadrosunun, 70 bin camisinin hiç birinde 25 milyon Aleviye hiç bir hizmet verilmemektedir. Ayrıca resmi ideolojinin tüm kurum ve kuralları Sünni devlet biçimine göre uyarlanmaktadır. Diyanet iÅŸlerinde görevli tüm görevlilerin aylıkları devlet bütçesinden karşılanmasına raÄŸmen, Alevi kurum ve kuruluÅŸlarına hiç bir katkıda bulunulmadığı gibi, Alevilerin bizzat kendi gayretleri ile açtığı Cem Evleri’ne de hoÅŸ bakılmamaktadır.
Oysa aynı devletin tüm bütçesi, Türkiye topraklarında yaşayan devlete karşı her türlü vatandaşlık görevinde de kusur etmeyen halkın verdiği vergiden oluşmaktadır.
25 milyon Aleviyi görmezlikten gelmek, Alevi dedelerinin eğitimi için hiçbir katkıda bulunmamak ve Alevileri asimilasyon sistemi ile eritmeye çalışmak, Cem evlerine karşı hiç bir yükümlülük üstlenmemek, ne Laik Cumhuriyet ilkelerine ne de Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluş amaçlarıyla bağdaşmamaktadır?
Sonuç olarak, Alevilikte dedelik kurumu, tüm olanaksızlıklar arağmen, horlanmaya baskıya rağmen, toplumuna hizmet vererek adaletli davranmaya özen göstermişlerdir.
Alevi dedeleri, 4 kapı kırk makamı kendilerine rehbet etmişler, Ehlibeyt yolunu ve Hacı Bektaş Veli süreğini devam ettirebilmek için tarihi bir mücadeleyi sürdürerek günümüze kadar gelmişlerdir.


İSMAİL ELÇİOĞLU
karacaahmet.com

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

15/2/2008 | Kategori: alevilik | Yorum ( 0 ) Yorum yaz! Kalici Baglanti



<<Önceki Sayfa
|/|Sonraki Sayfa>>

Arkadasina Gonder!

    Alevi Siteleri Listesi  Devrimci Siteler i ziyaret et Görevimiz sizi doğru adrese ulaştırmak.
    ALİMİNYOLU